31 Ekim 2015 Cumartesi

Eksiğim En Derinden

Bebeklerim. Güzelliklerim. Hep yazmak için bilgisayar başına oturuyorum ama sizin yazdıklarınızı okuyup kendim yazmaktan vazgeçiyorum.
Yazacak bir değişiklik yok hayatımda ve sizler biliyorsunuz ki en son seviştiğim veya sevişmeye çalıştığım adamı bir post olarak anlattım. O kadar zaman oldu ki özel anlar yaşamayalı artık cinsel hayat ne demek bilmiyorum bile. Ciddi anlamda en son kiminle birlikte olduğumu hatırlamıyorum. O kadar eski yani bir yılı aşmış olmalı.
3 aydır hornet kullanmıyordum ama geçen gün açtım lakin yine uygun olarak yazan kimse yok. Arkadaşlar konuştuğum bir adam bile yok düşünün halimi. Bu ara diplerdeyim. Tutmak için bir el, gitmek için bir ışık arıyorum. Çabalarım boşuna, hayallerim hayal olup kalıyor.
Okul hayatıma gelince bu sene mezun oluyorum ve bunun bende yarattığı bir kaygı problemi var olmakla birlikte KPSS hazırlanıyorum onun derdi de ayrı. Ayy 85 almam lazım gençler.

Neyse ben mutsuzum yalnızım kötüyüm, hiç bir şey içimden gelmiyor. Belki kimse merak edip okumaz ama herkesi çok seviyorum. Gökkuşağındaki o renkleri oluşturan LGBTİ bireylerini ayrıca fazla seviyorum. Hoşça kalın.

9 Eylül 2015 Çarşamba

9 Eylül 1922

9 Eylül İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun 93.yılıdır. İzmir'in kurtuluşu kutlu olsun ve Tüm ülkemize İzmir zihniyeti yayılıp aydınlık yarınlarda buluşmak ümidiyle.. Ayrıca ulu önder Atatürk'ün İzmir hakkında söylediği/yazdığı bir kaç satır yazıyı sizlerle paylaşmak isterim...



İzmir, kırk yüzyıllık bir ata yurdudur. İzmir, bu kadar derin bir tarihe sahip olmakla beraber coğrafi durumu sebebiyle ekonomik ve siyasi çok büyük bir öneme sahiptir. İşte bunun içindir ki, Türkiye'yi mahvetmek isteyen düşmanların, her şeyden evvel gözleri bu tarihi, bu önemli beldeye döner. Nitekim düşmanlarımız en evvel burasını işgal etmişler, ondan sonra daha doğuya ilerlemişlerdir. İzmir’in işgali, bütün milletin kalbinde derin bir yara oluşturmuştur. Herkes İzmir için feryat ediyordu. İzmir, halkın elemlerini, feryatlarını, kararlılık ve imanını ifade etmek için bir parola olmuştu. Çeşitli görüş noktalarından çok değerli olan İzmir, elbette düşmanların elinde bırakılamazdı ve nitekim bırakılmadı. 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s.84)

Ben, bütün İzmir’i ve bütün İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim. Yalnız bir tesadüf, beni Karşıyaka’ya daha fazla bağlamıştır. Karşıyakalılar, annem sizin bağrınızda, sizin topraklarınızda yatıyor. Karşıyakalılar, İzmir’i gördüğüm gün evvela Karşıyaka’yı ve orada da sizin Türk topraklarınızda yatan annemin mezarını gördüm! 1925 (Atatürk’ün S.D.II, s.227)

Bütün cihan işitsin ki efendiler, artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır! 1925 (Atatürk’ün S.D.II, s.227)


Sevgilerle...

Terörü Lanetliyoruz.

Nutkumuz tutuldu. Artık vatan sağ olsun demek istemiyorum.  Aileler üzülmesin, gencecik çocuklar ölmesin. Yurdumdan ve insanlıktan çok mu şey istiyorum? Tek istediğim güzelim ülkemizde bahtiyar olmak. Terör olaylarının bitmesini en içten dualarımla rabbimden diliyorum. Umarım bu yaşanan ölümler son olur ve dahası gelmez. Ayrıca şunu belirtmek isterim ki hiçbir şeyin çözümü savaş değildir. Türkiye'de yaşayan bütün ırklar birbiriyle barış ve kardeşlik çatısı altında buluşup yaşamayı öğrenmelidir. Tüm ırklar kardeştir ve PKK bir terör örgütüdür.

Şehitlere Allah'tan rahmet, acılı ailelere de sabır diliyorum. Mutlu yarınların bizi beklediğine inanmak istiyorum. Hoşça kalın!

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Geldim.

Hiç bütünleme sınavına girmeden bu dönemi de bitirdik ama buralara yazılar yazmak hiç içimden gelmedi. Ancak şimdi yazabiliyorum. Hiç kimseyle konuşmuyorum, arkadaşlarım çalışıyor diye onlarla da görüşemiyorum, hornet ve tinder gibi sosyal tanışma sitelerine bile girmiyorum. Kendimi soyutladım bazı şeylerden ama mutsuz değilim :)

Yazmıyorum diye gittim sanmayın aslında hep buralardaydım. Sevgiler...

28 Şubat 2015 Cumartesi

Aile ile Yaşamak

Yalandı. Dirayetle yazılmış bir yalanı sabırla yaşıyorum. Ailemin yanında olmaktan bahsediyorum. Rol yapmak vardır ya işte ailemin yanında o role bürünüyorum. İnsan aynı anda iki hayat barındarabilirmiş anladım. Rolüm o kadar ağır ki bazen sosyal uygulamalarda sorarlar, rolün nedir diye. Ben bu soruya gerçekten oynadığım rolü söylemek, anlatmak istiyordum aslında. Eve gidiyorum ama ruhumu kapının dışında bırakıyorum daha sonra yeni ruhumu giyip zile basıyorum. Ben içeri giriyorum, ruhum dışarda kalıyor. Lakin içeri giren de ben değilim çünkü o beden benim ruhumu taşımıyor. Benim ruhumu taşıyan beden kapı dışında kaldığı için yeni biz dizi film çekercesine ait olmaya çalıştığım ruha sahip oluyorum. GelGit'lerim var. Dengesizliklerim ondadır. Suskunluğum, nayifliğim ondandır. Yalandan, yalanı yaşamaktan. Yalan iken ailem benimle peki ya gerçek iken?
Bu sorunun cevabını hepimiz iyi biliriz. Yalanı yaşamak acı veriyor olabilir. Bazen öyle zorunluluklar olur ki yapmakla mükellefsindir. Nitekim siyasi seçimlerdeki reylerime bile karışan babam varken benim kendi bedenimi evde taşımak pek olanaklı görünmüyor. Çok zorlanıyorum yalancıyım ve yalan söylüyorum. Yalanı yaşıyorum.

2 Şubat 2015 Pazartesi

LGBT Temalı Diziler

Yabancı dizi izlemeyi hepimiz çok seviyoruz. Öncelikle kendi adıma söylemek gerekirse lgbt teması barındıran diziler daha çok hoşuma gidiyoor :)) O yüzden şu an devam eden iki diziden bahsetmek istiyorum. LOOKING ve PLEASE LIKE ME

LOOKING

 Mini Quuer Qs Folk diyebiliriz aslında.  Birbirlerinden farklı karakterlerde 3 eşcinsel arkadaşın dostluklarını, iş hayatlarını, aşklarını, kısacası günlük yaşamlarında karşılarına çıkan her şeyi anlatıyor dizi. Dizi yarım saate yakın sürmektedir. Komedi-Drama olarak geçse bile komedi unsuruna pek rastlamadım açıkçası. Bana kalırsa 25-30 dk bu dizi için azzzzz :/ Çok güzel gidiyor yani sıkılmadan izleniliyor . Resimdekiler sırasıyla Augustin-Patrick-Dom (Patrick ölürüm sana :P)

Birinci sezon tanıtım videosu

İkinci sezon tanıtım videosu


PLEASE LIKE ME


Josh, kız arkadaşından ayrıldıktan sonra eşcinsel olduğunu fark eder. Tom ve Claire yardımıyla yeni yaşamına kolayca ayak uydurur. Annesi ve babası aydır. Annesi çok tatlı bir kadın olmakla birlikte intihara teşebbüs etmektedir. Josh kendini yeni yeni tanımaya başladığı için saçma sapan davrandığı zamanlar oldukça fazladır. Ergen tavırları ön plana çıkan bu yeni eşcinselin komedi ile geçen yaşamı ve arkadaşlıkları keyifli bir şekilde anlatılmaktadır. Not: Annesini  ve annesinin çevresinde geçen        olayları seviyorummm :))) 


 Tanıtım videosu 











İzleyenler ve izlemek isteyenler yorum atabilir biblolarım :) 

DİPNOT: LGBT temalı filler için sevgili OGBD'nin yazısı için TIK

25 Ocak 2015 Pazar

Öptü. Affetti. Sarıldı.

Eski 45'likleri gramofonunda dinliyordu. Ansızın durduğu yerden tavanı öpmesine neden olan zımbırtının şiddetle çalan telefonu olduğunu öğrenince yine homurdandı. Açıkçası bu sefer haklıydı
çünkü bu sabah çalan dördüncü telefondu. Bir saat önce kadar aynadaki suretine bakarken, kendine dalmışken bir sıçrayış daha yaşamıştı. Annesinin aradığını görünce yüzündeki ekşi ifade yerini tebessüme bırakmıştı. Sevgilisiyle sevişmeye devam etti ve telefona aldırmadılar. Telefon yerine condomu aldı. Bu sefer sıra ondaydı.


Dün:
Alarmını defalarca erteleyip yatmayı düşünse de kalkması gerektiğini biliyordu. Yüksek yatağından kalkıp ayaklarını yere sarkıtacak şekilde oturdu. Yatak yüksek ve ayakları henüz yerle buluşmamıştı. Yatakta oturuyordu. Elbette o an bir şey düşünmüyordu lakin yere bakıp laminat desenlerini inceliyordu. Bir süre incelikten sonra hızlıca yataktan kalkıp banyoya yürüdü. Üst kattan gelen seslere kulak misafiri olmak istemiyordu bu sabah. Yüzünü yıkadı, dişini fırçaladı. Ardından fırçayı kafasına götürüp ahenkle saçını taramaya başladı. Saçını tararken bile yalnızlığını iliklerine kadar yaşıyordu. Bir insan bir anda çok şey düşünebiliyor ve  bunu biliyordu. Kahrolsun. Aynı anda birden fazla mühimmatı olmayan şeyleri bile düşünmek istemiyordu. Gardrobına yönelip en favori gömleğini itinayla ütüleyip giymek istiyordu hâlbuki yataktan çıkmak hoşuna gitmiyordu çok az zaman önce. Bir anı bir anına tutmuyor, düşünceleri bile ışık hızıyla zaman mekân değiştiriyordu.
Esneyen ağzına elinin tersini götürerek ağzının içini kamufle etti. Tek başınayken bile kendine saygısı vardı. Aslında insanlardan beklediği saygı mıydı? Yoksa anlayış mı? Kafasını sallayıp hazırlanma modunu hızlandırdı. Mavi renkli, siyah benekli ipek gömleğini ütüledi. Giyindi.

Kahvaltısını yapmak için vakti olup olmadığını duvar saatinden kontrol edip mutfağa geçti. Kahve
suyunu kaynamaya koydu. Masaya kahvaltılıkları yan yana dizdi. Aynı hizada olmasına istemese de özen gösteriyordu. Beynindeki karışıklık yaşamına öyle çok yansıyor ki bunu fark etmemek mümkün değil. Kahvesini yudumlarken kapı çaldı. “Lanet olası zil neden sabah sabah çalar ki” diyerek kapıyı açtı.  O yine geri gelmişti.  Öptü. Affetti. Sarıldı.

15 Ocak 2015 Perşembe

Ewan'ın Hayat Sınavı

Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden
emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam
olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra
Kore'deki bir savaşa katılmak üzere
İngiltere'den ayrılacaktı, hiç bir şeyden
korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle,
ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona.
"Holly'den olumlu cevap geldi ve mektuplar
ardı arkasına yazılmaya başlandı.
Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha
etkileniyor, yüreklerini birbirlerine biraz
daha açıyorlardı. 2 sene bu şekilde geçip
gitti. Ewan ve Holly birbirlerine belki
binlerce mektup yazmış, her mektuptan ayrı
tatlar almışlardı.
Ewan'ın ülkeye geri dönme zamanı gelmişti,
son mektubunda Holly'i görmek istediğini
yazdı. "Ancak seni tanıyabilmem için bana
bir resmini gönder lütfen" diye ekledi. Holly
buluşmayı kabul etti fakat resmi
göndermedi. "Resmin ne önemi var ki? Bizi
ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama
kırmızı bir çiçek takacağım." dedi.
Günler birbirini kovaladı ve Ewan ülkeye
döndü. Trenden indiği ilk anda gözleri
Holly'i aradı. Bir müddet bakındı, sonra
kalabalığın arasından şimdiye dek gördüğü
en güzel kadın belirdi. Uzun boylu, çok
güzel vücutlu, uzun sarı saçlı, masmavi iri
gözleri ve mavi elbisesiyle muhteşem bir
kadındı. Kadına doğru bir adim attı, ama
yakasında hiç bir şey yoktu. Kadın gözlerine
baktı ve "Merhaba denizci, benimle gelmek
ister misin?" diye sordu.
Tam o sırada güzel kadının omzunun
üzerinden, yakasında kırmızı çiçek olan
kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak
kiloda, gri kısa saçlı, tozlu uzun pardösüsü
ve kalın bilekleriyle öylece duruyordu. Ewan
şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en
güzel kadından bir teklif almıştı ancak
karşısında da yüreğine aşık olduğu kadın
duruyordu. Kendini toparladı ve yanından
geçen dünyalar güzeli kadına aldırmadan
ilerledi. Elinde Holly'le birbirlerini
tanımalarını sağlayan kitap vardi. Elini
uzattı, "Merhaba Holly" dedi gözlerinin içi
gülerek. "Pardon" dedi kadın."Ben Holly
değilim. Az önce buradan geçen sarı saçlı
mavi elbiseli kadın yakama bu çiçeği takti
ve bunun hayatının sınavı olduğunu
söyledi. Sizi garın çıkışındaki kafede
bekliyormuş.

1 Aralık 2014 Pazartesi

1 Aralık Dünya AIDS Günü

AIDS/HIV öldürmez, ön yargılar öldürür. Bu konu hakkında yazılmış binlerce yazı, makale vs vs bulunmaktadır. Lütfen HIV Pozitif olan bir insanla karşılaştığınızda sanki ölümcül ve aniden bulaşan bir hastalık gibi yaklaşmayın. HIV kan yolu ile bulaşır. AIDS, HIV'in en son ve zor halidir. Hastalık artık kendini belirtilerle hissettirmektedir. Dediğim gibi daha detaylı bilgiler bu konu hakkında uzman kişilerce yazılmış yazılar vardır. Okuyun!

İnsanları dışlamayın. İnsanları sevin. Korkup kaçmak yerine anlayıp destek olun. Güzel dünyamın güzel insanları sizler birer inci tanesisiniz ama unutmayalım ki herkes değerli herkes kıymetli. İnatla sarılacaksın, seveceksin. Kimse öteki değildir.

Sevgiler.

Dipnot: Bu post, okuyucudan gelen tavsiyelerle düzeltilmiştir. 

30 Kasım 2014 Pazar

Ayların Özeti.

Merhaba güzelliklerrrr

Yaz tatili bitti okul başladı sonra sınavlar başladı sonra evime gittim sonra geri geldim ancak buralara girip yazma fırsatım oluyor. Sizlerle iletişimim zayıfladı biliyorum ama maillerime baktığımda da sizlerden pek bir şey gelmemiş yani çok hatalı değilim :)

Arkadaşlarımla aramda problemler oluşmaktaydı çünkü gereksiz alınganlıklar yapan arkadaşlarla dolu bir çevrem var. ee her zaman da ben alttan almayınca hır gür çıkmaktaydı lakin tatlıya bağlanıp unutuluyor. Yine de hepsi ayrı ayrı bir pırlanta kadar değerlidir. Onları kocaman öpüyorum.

Sınavlarım kötü geçti, bir hafta içinde 10 tane sınava girerseniz sizin de kötü geçer. hadi ama çalışmadın dediğinizi duyar gibiyim. ama vallaha çok bunaldım artık okumak istemiyorum iş sahibi olmak istiyorum. 4 senedir üniversitedeyim, bana da hak verinn :)

En yakın erkek hetero(4 yıllık arkadaşım) arkadaşıma açıldım. kendisi bu konularda bilgi sahibi olmayıp ve hiç gey arkadaşa sahip olmayan cinsten bir erkekti ama gerekli çabalarım sonucunda gey olduğuma inandırdım. Adam inanmadı ve beni saaatlerce uğraştırdı. az kalsın sevişirken foto çek getir diyecekti lakin başka ortak arkadaşları devreye sokup yemin ettirdik anca inandı garibim :) Aynı zamanda yakın bir kadın hetero(6 yıllık)arkadaşıma daha açıldım. ee tabi onun tepkisi gayet sıradan her kadının verdiği tepki, ne olursan ol arkadaşımsın dedi. Totalde açıldığım insan sayısı 14 oldu :D yuh yani yakın arkadaşlarımın hepsi öğrendi neredeyse ama o kişilerin hepsi birbirini tanımıyor :)

Merak edenler için duyuru olsuun hala yalnızım :)

Ayrıca ekim ayında sevgili blogger Kaan Arer'in düzenlediği her ay gerçekleşen toplantıya katıldım. Orda benim çenemin düşüklüğünden insanlar rahatsız olmuş olabilir ama gelen arkadaşların çoğu 17-18 olduğu için abilik yaptık biraz hehehe :) o buluşmada olup ismini hatırlamadığım insanları öpüyorum hepsini tek tek.

İletişime geçmek isteyenler mail yoluyla etkileşim sağlayabilirlerr. Ha aklıma gelmişken söyleyeyim hetero bir arkadaşımla aniden gelişen sevişme anımı da anlatacağım ama biraz uzun -2 kez olunca  - olur diye daha müsait bir zamanda yazacağım mutlakaaaa. Takipte kalın Öperim!

15 Eylül 2014 Pazartesi

Göz Yaşlarımın Tadına Bakmadan Elleriyle Silsin İstiyorum

Merhaba güzel blogggggerlar. Rahatlamak istiyorum diye iki kelam bir şeyler yazayım ki bütün enerjimi atayım buralara çünkü yoğun duygularım var. Yoğun düşüncelerim. Kader kısmet deyip geçişlerim var benim. Üniversite başladığı zaman farklı yoğunluklarda geçen zamanımı yaz tatilinde ise boşluğun yarattığı yoğunluğu anlamış değilim. Bir şey yapmasam bile ekstra ekstra yoğunum gibi. Maddi sıkıntı, aile sıkıntısı, yalnız yaşamaya alışan insan sorunları, arkadaşlarla sorunlar, sevgilisiz yaşamın getirdiği boşluk duygusu ve daha nice kafama takılan sorunlarla boğuşuyorum. Hepsi kendi içinde dallanıp budaklanan ve çözümlenemeyen vakalar. Geceleri ise ağlayarak yatmalar çoklaştı bu sıralar. Kendimi uzay boşluğuna düşmüş hissediyorum. Ellerimden tutulmayı bekleyen bir varlığım. Aslında bir varlıktan öte insan olmaya çalışan bir gencim lakin alt tabakada yaşayınca değerin kalmıyor. Paranın, arkadaşlığın, ailenin yetmemesi kişiyi en alt tabakaya itmekte. Ya param yok diye en yakın arkadaşım bana yemek ısmarlamadı. Ben ki ona karşı hiç bir şeyi kıskanmazken onun bu kadar gaddar olmasını anlayamıyorum. Haliyle evden dışarı çıkamıyorum. Ekonomik özgürlüğün bu denli önemli olduğunu öğrenciyken anlamak hayatın bana karşı bir cilvesi sanırım. Sağlık sigortası olmayan bir insanım düşünün halimi. Ağlanmış bulunuyorum şuan buraya işte tam da doğru duyguyu lanse ettirdim sizlere. 
Sanki her sorunu aşacak güce sahip gibiyim ama yalnızlığım getirdiği o boşluk duygusu dolmayacak. En güzel yaşlarım yalnız geçiyor. Sırtımı yaslayacağım birini istiyorum. Gözlerime bakınca ne demek istediğimi anlayan birini istiyorum. Öpülmek istiyorum. Öksürdüğümde sırtıma vuracak birini istiyorum. Sinemada elimi tutmak için zaman kollayan birini istiyorum. Sarılarak kitap okuyabileceğim birini istiyorum. Yüzüne yaptığım tatlıdan sürüp kaçmak istiyorum. Beraber koşuya çıkıp yarış yapmak istiyorum. Fuardaki oyuncaklara gidip çığlığını dinlemek istiyorum. Göz yaşlarımın tadına bakmadan elleriyle silsin istiyorum. Aşkla sevişmek istiyorum. Onunla hayal kurmak istiyorum. Onunla plan yapmak istiyorum.  Siz şuan isteklerimi okumadan yazıyı bitirmek istiyor olabilirsiniz. Ben istiyorum. Hayatımı güzelleştirecek birini istiyorum. Bana anlam katacak. Gülüşümün nedeni olacak birini istiyorum. İnsana aşık olmak istiyorum cinsiyete değil. Hiç aklımda yokken sarılıp koklanmak istiyorum. Farklılık yapıp dudak yerine gözlerden ve  elmacık kemiklerimden öpülmek istiyorum. Beni değiştirmeye çalışmadan sevsin istiyorum. Ona dokunurken o hazzı hissetmek istiyorum. Birbirimizden tahrik olalım istiyorum. Uçurumun kenarında öpüşen iki sevgili gibi olmak istiyorum. Yıllardır kimsenin bana aşık olmamasını avantaja çevirip duygulu anlar yaşamak istiyorum. İçimde saklanacak anılar yaşamak istiyorum. Buraya yazacak kadar değerli biri olsun istiyorum.  Ben aşık olmak istiyorum. Bitmeyen umudumla aşka sarılmak istiyorum. Aşka uçma kanatların yanar diyen şaire aşka uçmadıktan sonra ne yapayım kanadı diyen şaire katılıyorum. Ben istiyorum. Ben güzel istiyorum. Ben özel istiyorum. Ben istiyorum. Ahh ahh içimdeki şeyleri anltabildim mi bilmiyorum. Belki paylaştıktan sonra salakça bulup silerim bu postu. Terazi burcu olmak bunu gerektirir.

Not: Yazdıktan sonra kontrol etmedim. Yazım hatası varsa affınıza sığınıyorum. Öperim. 

11 Eylül 2014 Perşembe

YAŞAYABİLMEK

Bir hayatın başlangıcıyla başka bir hayatın bitişi
arasındaki o ince çizgi ve kısacık an ne kadar da
garip geliyordu son sıralarda. Bazen aklım almıyor,

3 Eylül 2014 Çarşamba

En Güzel Seks Anal Seks

Merhaba güzellikler :)

Ben iyiyim. Biraz sıkılmış olmama rağmen iyiyim. Üniversiteler açılsın da gidelim artık demeden geçemiyorum. Aile baskısı falan çekilecek dert değil o yüzden okulda fakirlik çekmeyi daha hayırlı buluyorum.
Her zaman olduğu gibi blogta yazdığım yazıların tıklanma sayısına bakıyordum ve bir de ne göreyim, belden aşağı olan yazılar daha çok dikkat çekmiş ee o zaman biz de kendi haremimizi anlatalım burada. Ne yapalım beğeniliyor kardeşim. :)

En Güzel Seksiniz Hangisi?

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Dudaklar Birleştiyse Arkadaş Kalamam

Merhaba güzelliklerrrrr.

Zorunlu stajımı bitirdim. Tatilim henüz yeni başlamak üzere(evde boş vakitler).  Hornetten tanıştığım 23 yaşında bir çocuk vardı. Bir haftadır yazışıyorduk whatsapptan ve geçen hafta evine çağırdığı halde ancak 10 gün sonra gitme kararı aldım. Saat 19.00 sularında otobüsten indiğim yere geldi. Yeşil kot şortu, parmak arası terlik(hiç sevmem), sol kulağında biri halka ikisi gümüş nokta küpesi vardı. Sarışın ve dışarıdan bakıldığında dikkat çekebilecek bir kimya mühendisi kendisi. Evinin yolunu tutup yürüdük. Evine gittik. Little caesars'dan iki pizza sipariş verdi. Siparişi beklerken ve yerken televizyonda 2 broke girls dizisini izledik(dolanıyorduk denk geldik ama çok severim o diziyi). Bu zamana kadar olan süre içinde havadan sudan konuşup biralarımızı içiyoruz.